Üzerimize Yağmur daha sık yağacak!
Yağmur dergisi iki ayda bir yayımlanmaya başladı.
Türk Edebiyatı’na yeni bir ses ve yeni bir soluk getirmeye çalışan Yağmur Dergisi şimdi iki ayda bir yayımlanacak.
Yağmur, yurt içi ve yurt dışı okur kitlesi ile Türkiye’nin en çok satan ve okunan Dil-Kültür ve Edebiyat Dergisi olma özelliğini korumaya devam ediyor. Derginin elimize ulaşan son sayısında ‘Hasbihâl’ köşesinde editör Hasan Ahmet Gökçe Yeni yıla yepyeni hedef ve projelerle girmeyi düşündüklerini, okurlarından gelen memnuniyet verici mektuplar, telefonlar ve elektronik postaların kendilerinin çalışma aşk ve heyecanını artırdığını ifade ediyor.
Yağmur Dergisi’nin bu yılın ilk sayısında (Ocak-Şubat 2010) enfes bir başyazı ile kapağını aralıyoruz. ‘Bizim Köyümüz’ başlıklı başyazıda ‘Eski köylerimizle şehirlerimiz arasında öyle sıcak bir bağ, öyle tatlı bir denge var idi ki, köylü şehre ve şehirliye imrenmez, şehirli de, köylüyü hakir görmez, köyde oturmayı da ihmâl etmezdi. O zamanlar küçük bir şehir sayılan köy; şehirlinin tenezzühe çıktığı, kendini dinlediği, tabiatla sarmaş-dolaş olduğu bir ilâhî güzellikler meşheri; büyük bir köy gibi görünen şehir de, taşralı için, vahşi ormanlar, engin denizler gibi biraz ürpertici ama fevkalâde zevkli, biraz yorucu fakat alabildiğine eğlendirici bir “lunapark” gibiydi. Bu iki dünya, birbirini tamamlayan farklı iklimleri, çarşı-pazarlarındaki farklı metâları itibariyle, her mevsim birbirine taşınır durur ve zaman zaman her iki tarafta da âdeta bir bayram, bir şehrâyin havası yaşanırdı.’ şeklinde köy-şehir münasebetine bizden ve farklı bir yaklaşımda bulunuluyor.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın süreli yayını olarak çıkarılan Yağmur Dergisi edebiyatseverlerin elinden düşürmeyeceği bir formata bürünmüş. Derginin danışma kurulunda; Orhan Okay, Ümit Meriç, Hilmi Yavuz, İskender Pala, Ahmet Turan Alkan, Mehmet Doğan ve Ekrem Dumanlı ve yayın kurulunda Ali Fuat Bilkan, Ali Çolak ve Sait Türkoğlu gibi herkesin yakından tanıdığı isimlerin olması dergiyi daha da anlamlı kılmış.
Gerçekten dergi, yenilenen mizanpajıyla da zevki selim sahiplerine hitap ediyor. Dergide bir solukta okunacak edebiyatın farklı türlerini görmemiz mümkün. Eleştirmen Nuh Utku, ‘Çağımız ve Edebiyat’ yazısında, sahih edebiyatın sular durulduktan sonra okuyucuda kalan olduğu fikrini dillendiriyor. Tanpınar ödüllü Ali Osman Dönmez’in ‘Hocaefendi’nin Edebiyata Dair Fikirlerini Anlama Yolculuğu-3 başlıklı incelemesi dikkatle okunması gereken bir yazı.
Deneme ve şiirlerinden tanıdığımız Hasan Çağlayan bu sefer ‘bursa; tektaş yüzük’ diyor şiir tadında denemesiyle. Usta hikâyeci Şemsettin Yapar’ ın ‘Sen Buralı Değilsin’ isimli hikâyesinde hayatın teferruatına sıkışmış ders alacağımız ne kadar da çok şey olduğunu fark ediyoruz. Ayrıca şehirlimiz olmasa da yolu Sezai Karakoç gibi şehrimizden geçmiş Emrah Bilge Merdivan’ın nükteli hikâyesini Hatay’ın yetiştirdiği usta hikâyeci Ali Şanverdi’yi de Yağmur’da ‘Şimdilik’ hikâyesiyle bulacaksınız. ‘Müstear Yaşamak’ romanının yazarı Hüdayi CAN, çalışmasıyla Orta Asya ile kardeşlik bağlarımızı pekiştirmeye çalışır gibi. Yağmur Dergisi’nde ayrıca taşı toprağı edebiyat kokan Kahramanmaraşlı yazar ve şairleri de görmemiz bizleri daha da sevindiriyor. Şair ve fikir adamı Mehmet Doğan, son dönemlerde akıcı üslubuyla yazdığı hikâyeleri ile tanıdığımız Recep Şükrü Güngör, Şiir dalında eserleriyle tanıdığımız “Efkar İndi Sazıma” isimli şiir kitabının yazarı Mahir Keçe, bizim şiirimizi yazma gayreti içerisinde olan Yaşar Beçene bu sayıda çalışmaları olan Kahramanmaraşlılardan sadece bazıları. Derginin bu sayısında hemşerimiz Osman Aalagöz’ün son kitabı ‘Bahar Yağmurumdun’ isimli kitabının da tanıtımı yapılmış.
Daha fazlasını merak edenlerin merakını gidermek için bir an evvel Yağmur Dergisi’ni alıp okumalarını tavsiye ediyoruz.
Yağmur, bazılarının ısrarla ve bilerek görmezlikten geldiği, gerçekte ise çağımızı seslendirmeye gayret gösteren ve yaşananları konu edinen edebî bir dergidir. Dergide birbirinden güzel konular ve yazılar var.
