{ background-color: #FFFFFF; } -->
 

 
  *****SİTEMİZİ TANIDIKLARINIZA TAVSİYE EDİN ******
 

NÖBETCİ ECZANELER

VEFAT EDENLER

FAZİLET VE ALLAH KORKUSU

“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır;
Fazilet hisse insanlarda Allah korkusundandır.” (M.A)

 

Tarihi süreç içinde dinin getirdiği esaslar, her alanda toplumu olumlu yönlendirmiştir. Dinler, insanların inançları başta olmak üzere, maddi ve manevi hayata yön vermiştir. Yeter ki iyi anlaşılsın.
Türklerin tarihinde, Selçuklu ve Osmanlı gibi iki  büyük imparatorluk  kurulmuştur.
 Bu imparatorluk döneminde insanımızın “Hayat felsefesi, ekonomiyi ve ekonomik teşebbüsü gaye edinmekten uzak olup, dünya hayatını Ahiret’e göre tanzim ve ekonomik faaliyeti Allah’ın rızasını kazanmanın basamaklarından biri olarak kabul etme, ferdin mutluluğunu toplum içinde arama esasına dayanıyordu”(1)
B. Lewis derki, “Bu toplumlar kuruluşundan çöküşüne kadar, İslam imanının savunmasına ve yükselmesine kendilerini adamıştır.”
Osmanlı ekonomi sistemine yukarda ki perspektiften baktığımızda, ferdin toplum içinde ve toplumla birlikte mutluluğu düşüncesi yatar. Yani Osmanlı’da her fert kendini değil, öncelikle yaşadığı topluma karşı vazifeli olduğu bilincindedir. Hani bildiğiniz bir misal vardır. Osmanlı toplumunda bir esnaf, kendisi siftah etmiş ise, yeni gelen müşteriyi siftah etmeyen karşıdaki esnafa göndermiş.Bu olumlu davranışı yaptırın anlayış nedir? Elbette İslam’ın yardımlaşma duygusu fikridir. Yani Osmanlı toplumunda fert kendi menfaatlerini değil, toplum menfaatlerini öne çıkartmıştır. Çünkü bir kişinin kendisi için kazanma hırsa artarsa, onun için her yol mübah olur…
Bu hırs devam ettiği sürece de toplumda denge bozulacak. Zengin ve fakir arasında uçurum artacaktır.

GÜÇLÜ MİLLET, GÜÇLÜ DEVLET
Güçlü devlet olabilmek için toplum içinde dayanışma şarttır. Bu dayanışma ise ancak güçlü ekonomiler ile mümkündür. Güçlü ekonomi ise güven başta olmak üzere, isabetli ve dayanışmaya dayanan yatırımlar ile mümkündür. Sistem eşitlik ve adaletten yana olmalıdır. Örneğin işveren, işçisinin menfaatlerini düşünürken, işçide çalıştığı ekmeğini yediği işyeri sahibinin menfaatlerini ön planda tutmalı. Devlet ise adil bir vergi sistemi oluşturmalıdır. Bir devlet toplumdaki kesimlerin ekonomik menfaatlerini ne kadar fazla karşılar ise, o kadar uzun ömürlü olur.
Nitekim hem Selçuklu, hem de Osmanlı bu nedenle uzun ömürlü olmuşlardır.
İslam dininin iktisadi hayata yönelik  yüzlerce ayeti vardır. Bu ayetler cimriliği reddettiği gibi israfı da yasaklar. Tüketimden fazla üretim yapılmasını tavsiye eder.
Devlet bütçesine zarar verilmemesini, dünya hayatının geçici olduğunu ve kul hakkına riayet edilmesini. Dünya ve Ahiret dengesinin sağlanmasını. Faydasız şeylerle meşgul olunmamasını. Haramlardan kaçıp, helallere yönelmek gerektiğini. Harcamalarda orta yolun izlenmesini. Mal ve evladın bir imtihan olduğunu. Rızkın Allah’tan geldiğini. Zengin olmanın dine engel değil, zenginliği iyi yolda, hayırla kullanmak gerektiğini. Muhtaçlara yardım etmek gerektiğini. Faizin haram olduğunu. Zekat’ın zenginle fakir arasında yakınlaşmayı sağladığına belirtmektedir.
Yüce dinimizin bu güzel emirlerini iyi anlamak gerek. Din, ferdi bazda dürüst vatandaş yetiştirmeye hedefler. Dürüst vatandaş ise üretkendir. Yaşadığı toplama, mensubu olduğu milletine ve devletine karşı saygılıdır. Vergisini verir, insanlara yardın eder. Bu nedenle dinimizi yeniden anlamaya ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Bu günün olumsuzlukları göz önünü alsak ne kadar haklı olduğum ortaya çıkar diye düşünüyorum.
Kaynaklar:
(1) Ali Ünal bir portre denemesi s.54 

        BEKİR DOĞAN

Allah herkese nasip etsin

 Selim Orhan      İşletmeci

İnsan davranışlarını yönlendiren, şekillendiren ana unsur temel değerlerdir

     

       ALİ  AYDIN

GLOBAL KRİZ

          

    Mehmet doboğlu

FAZİLET VE ALLAH KORKUSU

mehmet kadımehmetoğlu

Gündönümü Turizm